İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Herakleitos
  3. Heraklitos’ta Evren ve Logos-Ruh Arkhe Ateş Açılımları

Heraklitos’ta Evren ve Logos-Ruh Arkhe Ateş Açılımları

Herakleitos'un Arkhesi olan Ateş ve Logos bütünlüğü, Kainatta meydana gelen değişimler, Diyalektik Düşünce ve kainatta insanın yeri...

herakleitos-logos-evren-arkhe

Herakleitos dendiğinde akla genellikle “her şey akar” görüşü gelir. Ancak Herakleitos “her şey akar” gibi bir söz söylememiş bu kurallar içinde her şey yer değiştirir, demiştir.  Herakleitos’a göre “ben, ruh, can” yani pshyke ile “varlık” iç içe geçmiştir. Ona göre insan beninin yani ruhunun iki yönü vardır. İlki aisthesis ile ilgilidir yani varlıkla belli bir anlamda fiziksel bağ kuran yöndür. Bu yön kendisini duyu organlarıyla belli eder ve evrenden belli duyu verileri edinir. İkinci yönü ise noesis yönüdür. Akla karşılık gelir ve duyu organlarının sunduğu verileri işleyecek olan yön de budur.

HERAKLEİTOS’UN EVREN VE RUH DÜŞÜNCESİ
Herakleitos felsefesinde her şey bir logostur. Bu logosun bir kısmı da bendedir. Yani ben, küçük bir logostur. Bu logos aynı zamanda bir bütün olarak kozmosta da tezahür eder. Demek ki her şey bir logosun parçasıdır ve ben bir küçük logosu ifade ederken evren logosun kendisini yani büyük logosu ifade eder. İnsan kozmosu anlayıp algılayabilecek bir yapıdadır çünkü insan beninin algılama yapıları gerçekliği düzenleyebilecek durumdadır. Evrenle ben arasında bir uyum gerçekleşmiştir. Bizi çevrelemiş olan evren logos’lu ve us’lu yani ruh ve akıldır. Biz her nefes alışımızda o ruh ve akıldan besleniriz ve bu sayede akıllı oluruz. Herakleitos’a göre öldükten sonra ruhumuz yok olmayacak, kendisiyle aynı soydan olan bütünün evrenin ruhuna geri dönecektir. Hayvanların algı formları ise insan benininkinden farklıdır bu yüzden de hayvanların gerçekliği insanınkinden farklı olmaktadır. Yukarıda anlatılanları bir formülle ifade edelim; “logos=küçük logos+kozmos”

Herakleitos’a göre insan beninin formları yani mantıksal yapı ile dünyanın mantıksal yapısı arasında uyum vardır. Bunlar birbirlerini dengeleyecek şekildedirler. Kendi deyimiyle zıtların birliğidirler. Herakleitos, kozmosu büyük bir kitaba benzetir. Kâinat kitabında yazılan şey kâinatın tezahürüdür. Duyu algıları ise bir anlamda bu kitabın yazılarına denk gelir. Bu yazılar bir anlamda kâinatın benim aklıma görünen kısımlarıdır. Bununla birlikte insanın kendisi de bir kitap gibidir. Her iki kitabın da yazıları aynı olduğu için bunlar birbirlerini anlayabilirler. Doğa, benzerlerden değil karşıtlardan bir uyum meydan getirir. Erkek ve dişinin birleşmesi gibi, birleşme hemcinsler arasında değil karşıt cinsler arasında olur yani ilk uyuşma karşıtlar arasında olur benzerler arasında değil. Sanat doğayı taklit ederek üretir. Örneğin resim sanatı siyah, beyaz, sarı, kırmızı gibi zıt renkleri karıştırarak doğal nesnelerin asıllarıyla uyumlu suretlerini meydana getirir. Müzik sanatı tiz ve pes gibi sesleri ve uzun kısa sesleri karıştırarak farklı seslerden tek bir ahengi meydana getirir. Dil’de sesli ve sessiz harfler karışarak bütün sanatın bir araya getirir. Şöyle der Herakleitos “Bağlantılar; bütün ve bütün olmayan, bir araya gelen ve ayrılan, birlikte söylenen ve ayrı söylenen, her şeyden bir ve birden her şey.” Herakleitos felsefesinin temelinde bu düşünce yatar.

EVRENİN YASASI: LOGOS
Herakleitos’a göre kozmosta bir yasa vardır. Bu yasa logostur. Herakleitos’a kadar gelen süreçte Yunan felsefesinde logos, yasa, akıl, cümle, düşünce, ölçü, anlamak gibi birçok anlamlar yüklenmiş çok boyutlu bir sözcüktü. İnsanın amacı evrendeki her şeyin bir olduğunu anlamaktır ve işte logos bu birliğin ta kendisidir. Bu noktada logos ile Tanrı özdeşleştirilmektedir. Herakleitos’ta Tanrı kavramı bugünkü tek tanrılı dinlerle ilgili bir durum değildir panteist bir bakışla kâinatı tanrı olarak görür. Herakleitos burada kalmaz ve bir düşünce hamlesi daha yaparak evreni bu logosla özdeşleştirdiği gibi kozmosun da ateşten yapıldığını söyleyerek son derece kapalı bir üslupla logosu ateş ile de özdeş tutar; öyleyse Herakleitos’un arkhesi ateştir diyeceğiz. Her şey ateşle meydana gelmiştir ve yine ateşle son bulacaktır. Günümüz modern biliminde de astronomlara göre; güneşin bir gün patlayıp tüm gezegenleri yok edeceği söylenmektedir. Kozmos, bu sönme sırasında oluşan her şeydir. Çünkü ilk önce ateşin en yoğun kısımlarından kendi içine doğru sıkılaşan toprak oluşur, sonra toprak ateş tarafından gevşetilir ve doğal olarak suya dönüşür, nihayet su buharlaştığında da hava oluşur. Kozmos ve bütün cisimler ateş tarafından büyük yangında yeniden yenip bitirilir. Her şey belli bir zaman sonra ateş haline gelir.  “Her şey diğerinin yerini alır. Hiçbir şey yerinde durmaz” der Herakleitos “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” ve ekler “Aynı ırmağa iki kez girilmez”. Bu durumu formülle göstermek gerekirse; “Logos ya da Tanrı= Kozmos=Ateş

Düşüncelerine bu formülle birlikte baktığımızda sadece duyuları ile evrene yönelenler, evrenin ancak görünüşünü bilebilirler. Ancak amaç kozmosu ve kozmostaki ilahi yasayı, yani logosu ve ateşi anlamaktır. Bu yasa doğa ve akıl yasasıdır ki O, bu anlamda doğa yasası ile akıl yasasını birbirinden ayırmaz. Demek ki logos denen yasa, hem fiziki dünyada hem aklımızda hem de ilahi alanda hâkimdir. Herakleitos’a göre bu yasalılığın başlıca tezahürlerinden biri ölçülülüktür. Evrende her şey belli bir ölçüye göre oluşur. Ölçüye uymayan, her ne olursa olsun cezalandırılır. Bu fikir, hatırlanacağı üzere nüve biçiminde Ksenophanes’te de vardı. Ksenophanes’e göre bir varlık var ki düşünmesiyle her şeyi istediği hale getirir. İstemek bir planlamayı da zorunlu olarak yanında getirir. Ol deyince oldurur. Demek ki bu varlık her şeyi planlamıştır. Hatırlanacağı üzere Ksenophanes ile birlikte kozmos düşüncesine aklı ve iradesi olan bir varlık yani bilinçli ne yaptığını çok iyi bilen bir varlık düşüncesi yerleştirilmişti. Bununla birlikte bu varlık kozmosun içinde mi, dışında mı, açık değildi ki bu noktada Ksenophanes’in de kafası karışmıştı. Oysa Herakleitos’a göre yasayı anlayanlar kâinatın her yönünü görürler. Bilge bir insan hayatın her yönünü görür. Herakleitos felsefesinde evrenin belli bir gerçekliği vardır ve insan bu gerçeklikle yaşamayı öğrenmelidir. Çünkü bu belli gerçekler asla değiştirilemezler. Bu değiştirilemez gerçekler evrenin yasasıdır. O halde bu noktada yapılması gereken şey bu gerçeklere uygun şekilde yaşamaktır. Böylece insanın yasası adil olmak, zulüm etmemektir.

HERAKLEİTOS’UN ARKHESİ ‘ATEŞ’
Herakleitos ’tan önceki Antik Yunan filozofları genelde evrimci bir görüşe sahiptiler. Evren onlara göre; belirli bir zamanda belirsiz bir maddeden evrilerek kozmos haline dönüşmüştü. Herakleitos ‘ta böyle bir başlangıç fikri yoktur. Evren, onu hiç kimse yaratmadan hep mevcuttur. Herakleitos’a göre kozmosun bir bütün olarak kendisi olmasa da içinde bulunan nesneler daimi olarak yer değiştirirler. Arkhe konusunda, Miletli filozofların fikirlerine bir yenilik getirmemekle birlikte arkhe’ye ateş diyerek onların düşünce sistemiyle düşünen Herakleitos, bu konuda ise onlardan ayrılır. Çünkü Herakleitos, Miletli filozoflar gibi monisttir çünkü arkhe’yi tek bir kaynağa yani ateşe bağlamıştır ancak bir yandan da evrenin sürekli bir değişme halinde olduğunu söylüyor, başı ve sonunun da olmadığını düşünüyordu dolayısıyla onun bu özelliği de bir yandan monist filozof olmakla birlikte bir yandan da çoğulcu yani plüralist bir filozof olduğunu gösterir.

Panteizm veya tüm tanrıcılık, tanrıyı doğayla özdeş tutan düşüncedir. Tanrı evreni aşkın değil doğrudan evrenin içindedir. ‘Doğa ana’ dediğimiz gibi, her şey, her madde, herkes iç içe geçmiştir ve birdir. Bu birlik her şeyi oluşturur. Bir başka deyişle panteizm düşüncesinde tanrı, evrenin ya da doğanın ta kendisidir. Bu nedenle antropomorfik veya kişileştirilmiş bir tanrı anlayışı, panteistler de yoktur. Aslında Miletli filozoflarda bu yönleriyle panteisttiler ancak Herakleitos ‘ta çok daha kapsamlı bir panteizm anlayışı görürüz. Kısacası, arkhe ve panteizm konularında Miletli filozofların yolundan giden Herakleitos’un onlardan belirgin bir biçimde ayrıldığı nokta; evrenin değişmeyen tek bir tözden değil, sürekli değişen ve başı sonu olmayan bir yapı olmasıdır diyebiliriz.

HERAKLEİTOS VE DİYALEKTİK DÜŞÜNCE
Fakat nesneler konusunda bu değişim sürekli biçimde gerçekleşirken kozmosun genel yasası ve çerçevesi asla değişmez. Ancak evren içinde yer alan unsurlar sürekli yer değiştirerek yeni varlıklar ve olayları meydana getirirler. Yerler ve objelerin kendileri sabit ve değişmezdir. Değişen şey, onların sürekli yer değiştirmesidir. İşte Herakleitos’un evreni böyle bir evrendir. Bütün bu yapı ateşten meydana gelmiştir ve bu yapının dinamiğinde zıt objeler vardır. Bir başka deyişle, bu yapıdaki objeler iki türden yapılmıştır: (+) ve (-) objeler. Evrende her şey zıt unsurların bir araya gelmesiyle oluşmuştur ancak bunlar rastgele değil, belli bir yasaya göre bir araya gelirler. Evrendeki bütün değişim işte bu zıt unsurların yer değiştirmelerinden oluşur. Ruhlar için ölüm su haline gelmektir, su için ise ölüm toprak haline gelmektir. Topraktan ise su meydana gelir, sudan ise ruh meydana gelir. Bu şema aynı zamanda bize planlanmışlık olduğunu da gösteriyor. Kozmostaki her şey ateşten yapılmıştır ve bu madde hem ana madde hem değişmenin altındaki kalıcı unsurdur üstelik aynı zamanda değişimin kendisidir de.

Herakleitos’un Evren Anlayışı Özetlersek;

* Kozmos, ilahi yasanın hüküm sürdüğü alandır.
*Kozmosun ana maddesi ateştir.
*Bu ateş logosla özdeş tutulmuştur. Yani ateş hem ana madde hem de değişmenin kendisidir.
*Evrendeki her şey zıt unsurların bir araya gelmesiyle oluşur.
*Evrendeki bütün değişme, zıt unsurların yer değiştirmesidir.

Herakleitos ‘ta iki temel değişme vardır.
1. Ateşin, toprak, hava ve suya dönüşmesi: Buna büyük değişme denir. Her şey belli ölçülerdeki ateştir.

2. Her nesne zıt unsurlardan meydana getirilmiştir ve bu zıt unsurlardan her biri bir diğerine hâkim olmak ister. Değişme, bu zıt unsurlardan herhangi birinin nesnede hâkim konuma gelmesi, diğerinin ise nesnenin içine itilmesi esasına dayanır. Birisi diğerini yenmiştir. Çünkü zıtların her ikisi birden aynı anda nesnede hâkim durumda bulunamazlar. Örneğin saçın beyazlaması yeni bir durum değildir. Beyazlık saçta zaten potansiyel durumda bulunmaktadır fakat beyazlama edimiyle aktüel hale gelmiştir.

Herakleitos, karşıtlıkların her şeyin temel nedeni olduğunu söyleyerek diyalektiğin babası olmuştur. Aynı zamanda onun ateş olan arkhe ’sinin, big bang teorisine vurgu yaptığı da söylenebilir. Kozmik bir dengeye ulaşılamayacağını, her şeyin bir mücadele halinde olduğu yönündeki söylemleri de yine günümüzdeki termodinamik yasalarını öngördüğü söylenebilir.

Herakleitos ile ilgili kapsamlı bilgi edinmek için aşağıdaki yazıları da okumanızı tavsiye ederiz.

Önerilen Yazı
Heraklitos Fragmanlar-Tüm Sözleri

Önerilen Yazı
Heraklitos’un Bilgi Anlayışı ve Eleştirisi-Nasıl Filozof Olunur?

Önerilen Yazı
Heraklitos’un Ahlak ve Erdem Anlayışı

Önerilen Yazı
Herakleitos’un Hayatı-Diyalektiğin Babası

HERAKLEİTOS ARKHESİ ATEŞ VE LOGOS VİDEOMUZ

Yorum Yap
BU FELSEFE MAKALESİ SİZE NE HİSSETTİRDİ?

Yorum Yap

Bu yazının yorum fonksiyonları kapatılmıştır.