1. Anasayfa
  2. Filozof
  3. Antik Yunan Filozofları
  4. Platon

Platon Kleitophon e-Kitap

Platon, Kleitophon diyaloğunda Sokrates'in hoşlanmadığı kişinin erdem üzerine sorgulamalarını ve sofistlerle Sokrates'i karıştırmasını inceliyor.

Platon Kleitophon e-Kitap

SOKRATES: Duydum ki benim felsefi konuşmalarımı yerip Thrasymakhos’u övüyormuşsun?

KLEİTOPHON: Lysis ile senin hakkında ki konuşmalarımız sana farklı türde aktarılmış Sokrates. Ben seni bazı konularda övdüm bile. İstersen buradayken sana da söyleyeyim. Böylece aklında benimle ilgili kötü bir hatıra kalmamış olur.

SOKRATES: Sen konuşmak istedikten sonra bunu kabul ederim elbette.

KLEİTOPHON: Anlatayım öyleyse. Senin bir çok sohbetine katılmışlığım vardır. Seni hayranlıkla dinler senden daha güzel anlatan başka bir insan görmezdim. Adeta bir Tanrı gibiydin. Hele ki şu konuşmanı hiç unutamıyorum izin verirsen ezberimden tekrarlayayım.

“Ey ölümlüler! Acele bir telaş içerisinde gittiğiniz bu yerler neresidir? Düşünmediğinizi düşünür müsünüz hiç? Evlatlarınıza bırakacağınız servet bu mudur? Dürüst bilginlere neden sırtınızı dönersiniz? Evlatlarınızı yetiştirecek öğretmenlerde mi aramazsınız? Zaten bunları kendiniz içinde aramıyordunuz değil mi? Fakat nasıl oluyor da kendi halinize bakıp, çocuklarınız için bunları aramanız gerektiğini göremiyorsunuz. Erdem sandığınız şiir, müzik ve jimnastiğin sizi zengin etmesini bekliyorsunuz. İnsanlar arasında, kardeşin kardeşle, devletin devletle ölçüsüz savaşlarını ve birbirinize karşı ettiğiniz erdemsizlikler müziğin eksik notası değil midir? Birbirinize ettiğiniz kötülükler de işte bu ihmalin sonucuydu. Anlamıyorsunuz. Kötülerin kötü olmak gayesi güttüğünü zannediyor onlarda bulunan bu ölçüsüzlüğün sebebi olarak eğitimi ihmal ediyorsunuz. Sonra da çıkıp kötüleri tanrılarla tehdit ederek bu işten kurtulduğunuzu sanıyorsunuz. Hangi insan bile bile kötü olmak ister? Haz peşine düşenler mi? Bilin ki kötülüğün sebebi olan ölçüsüzlük, bilgisizlikten başka bir şey değildir. Bunu bilmek ve bunun peşine düşmek hem devletin hem de insanların görevidir.”

KLEİTOPHON: İşte bu konuşman gibi bir çok konuşmanı dinlerken kendimi böyle huzura kavuşmuş görüyorum Sokrates. Senin, bedensel haz peşinde koşup ruhunu unutanlara söylediklerin de o kadar doğru şeyler ki. Bedene hükmeden ruhu ihmal edip hükmedilen bedensel hazların peşinde koşarlar. Oysa kendini bilmeyenin, hiç bir şeyi kullanmasını bilemeyeceğini de anlaması gerekirdi. Senin söylemlerin hep doğruları anlatmaktan ibaretti Sokrates. Gözünü, kulağını, bedenini nasıl kullanacağını bilmeyen biri için bunları rastgele kullanmasındansa görmemesi, duymaması daha iyidir. Sanatlarda da böyle değil midir? Kendi lirini çalamayan biri başkasının lirini nasıl çalsın? Ne güzel söylersin sen! Kendi ruhunu kullanmayı bilmeyen biri rastgele yaşayıp oradan oraya atılmaktan başka ne yapabilir ki? Böyle birinin ölümü, yaşamından daha iyidir. Yaşaması gerekiyorsa da bunu rastgele atılımlarla değil aynen bir gemide kendini kaptana teslim etmesi gibi bir bilgenin izinde yaşamına devam etmesi daha iyidir. Sen buna devlet sanatı diyorsun Sokrates. Erdemin öğretilebileceğini ve bir insanın hayattaki en önemli vazifesinin kendini bilmek olduğunu söylüyorsun. Bu harika sözlere karşı ben ne şimdi ne de geçmişte nasıl aykırı sözler söyleyebilirim ki? Bizler uyuyanlarız sen ise bizi uyandırmaya çalışıyorsun. Ben yalnızca seni daha iyi anlamaya çalışıyordum. Gelip doğrudan seninle konuşmadım fakat senin dostlarınla talebelerinle konuştum. Senin değer verdiğin insanlara sordum. Senin erdem öğretini derinlemesine anlayabilmek için bunu onlarla tartışıyordum. Bütün hayatımızı insanları erdeme yöneltmek için yaşamanın doğru bir iş olup olmayacağını sordum onlara. Peki bunu yaptıktan sonra ne yapmamız gerekiyordu? İşte bu meseleleri konuştum onlarla. Erdemi anlamak için nereden başlamalıyız diye düşünüp durdum.

Örneğin yalnızca vücudumuzla ilgilenmek gerektiğini farz edelim. Bize böyle yapmamız gerektiğini söylüyorlar. Biz de çocuklar gibi jimnastik ve tıp diye bir şey olduğunu bilmiyoruz. Bizi arpa, buğday ve üzüm gibi ürünler yetiştirmeye vücut sağlığımız için türlü gayret göstermeye yöneltiyorlar. Bu meseleyle yeterince ilgilenmiyoruz diye bizi ayıplıyorlar. Bizi vücudumuzla ilgilenmeye teşvik edenlere açıkça şunu sorarız: Bu hangi sanattır? Onlar da bize cevap olarak jimnastik ve tıp sanatı diyecekler. İşte ben onlara şunu sordum: Peki ruh ve erdem meselesinde ki sanat hangi sanattır?

ONLAR: Bu Sokrates’in anlattığı doğruluk sanatıdır.

KLEİTOPHON: Tanımını da yapar mısınız? Örneğin tıp bir sanattır değil mi bu sanatı da hekim icra eder. Hekimler aynı zamanda kendilerinden sonra gelecek hekimlere de yol gösterirler. Demek ki bu sanatın iki yolu var. İlki hekim yetiştirmek ikincisi de sağlık vermektir. Doğramacılıkta böyle bir sanattır. Hem ev vardır hem de yapı sanatı. İlki yapılan işin neticesidir ikincisi de işin kendisi. Doğruluk için de böyledir. Peki doğruluk sanatını icra eden biri hangi işi görmektedir?

ONLAR: Kimisi güzel olan işi diye cevap verdi kimisi faydalı olan kimisi de üstün olanın sanatı diye cevap verdi.

KLEİTOPHON: Bu cevaplarınız her sanat için geçerlidir. Örneğin doğramacı ahşaptan eşya yapımı işi için de güzel olan, faydalı olan ya da üstün olan gibi sözler edecektir. Doğruluk sanatı hakkında ayırıcı bir sözünüz var mı?

ONLAR: Doğruluk sanatının icra ettiği işi başka hiç bir sanat icra edemez çünkü doğruluk hepsinin temelindedir ve hepsini kapsar. Hakiki dostluk, daima iyiliktir. Çocuk ve hayvanların dostluğu ise bu kategoride değildir. Çünkü onlar daima iyilik doğurmaz, zarar da doğurabilir.

KLEİTOPHON: Peki fikirler de böyle midir? Onları da sanat sayabilir miyiz?

ONLAR: Hayır. Fikirler doğruluğa da hizmet edebilir yalana da. Onlar konusunda mutlak doğruluktan bahsedilemez.

Bu konuşmada ne yazık ki bir yere varamadık ve etrafımızdaki insanlarda bundan rahatsız oldu. Bunları sana yeterince sormadığımı kabul ediyorum. Ama görünen o ki sende beni pek önemsemiyorsun. İşte bende bu yüzden Thrasymakhos’a gidiyorum. Bana öyle geliyor ki şu an bile beni küçük görmeye devam ediyorsun ve nefesini yormuyorsun Sokrates. Burada iki ihtimal var. Ya doğruluğun ne olduğu meselesinde emin değilsin ya da beni ciddiye almıyorsun ki bence ikinci durum yaşanıyor. Evet işte bu umarsızlığın yüzünden seni Lysis ve Thrasymakhos gibilerin önünde kötüledim. Erdem konusunda teşvik edilmemiş insanlar için çok değerlisin bunu her yerde söyledim ama erdemli olmaya çalışan benim gibi birinin yoluna da böyle küçümseyici davranarak engel oluyorsun Sokrates!

Paylaş