İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Teoloji
  3. Homeros&Hesiodos ve Antropomorfizm

Homeros&Hesiodos ve Antropomorfizm

Yunan Mitolojisini, Homeros ve Hesiodos'un fikirlerinin ve yapıtlarının yanı sıra Antropomorfizm (İnsan Biçimcilik) konularını yazılı ve videolu olarak işliyoruz.

homeros-hesodos-mitoloji

HOMEROS
Homeros’un dünyasında toplumsal hayat hiyerarşik bir yapı ile kurulur. Toplum yöneticileri soylu ailelerden gelir ve zaten onların soyları da tanrılara bağlıdır. Bu dünyadaki en büyük sophos yani bilgelik, yiğitlik, savaşçılık ve cesarettir. En temel erdem ise haddini bilmektir. Bu erdem herkesin belirli alışkanlık ve yetenekleriyle olmaktadır. Kralın erdemi, iyi bir yönetici olmaktır. Bu dünyadaki diğer bir erdem ise sözünü bilerek konuşmaktır. Erkekler açısından savaşçılığı bilmek, oturup kalkmasını ve konuşmasını bilmek önemlidir. Bu kültür dünyasında iki temel Sophia, iyi savaşmak ve güzel konuşmaktır.

Eski Yunan’da can kelimesinin adı pshyke’dir. Bu ruh ilahi bir ruh değildir, bir meteordur. Homeros’ta temel madde okeanus (okyanus)’tur ve bu su da hareket halindedir ancak bu hareketin kaynağı aranmaz. Homeros, sudan kosmosa geçişi anlatamaz ancak bize evrenin yapılışını anlatır.

Bununla birlikte Homeros’un dünyası oldukça karamsar bir dünyadır. İnsanlar sürekli tanrıların keyfi davranışlarından şikayet ederler çünkü insanların kaderini tanrılar belirlemektedir. Öteki dünya ve cennet kavramı yoktur. Yalnızca birkaç insan ezeli ve ebedi hayatı tadabilir. En büyük ceza ise, yer altı dünyasına girmektir. Bu nedenle güneşin ışıklarından mahrum olmamak bir erdemdir. Ancak ölümden korkmazlar ölümü kabullenmişlerdir ancak oraya mümkün olduğunca geç gitmek istemektedirler.

Homeros’un destanlarında iki temel bilgi türü vardır; Bunların ilki ilahi ve tanrısal bilgidir. İlahi ve tanrısal bilgi, olan biten ve olmuş bitecek her şeyin bilgisidir. İkincisi insan bilgisidir ki bu bilgi ise sınırlıdır asla hakikatin kendisini bilemez. Bu durum Aristoteles’e kadar gelen filozoflarca sallanmışsa da yıkılması Aristoteles ile olacaktır. İnsan bilgisi ikiye ayrılır: Kulaktan duyma bilgi ve doğrudan görerek sağlanan bilgi. Doğrudan görme bilgisi yani bir olaya doğrudan şahit olmak, yani ampirik olarak görme ve deneyimlemenin bilgisidir. Eski Yunan dünyasında bu temel bilgidir. Doğrudan doğruya görüp algılamadıklarının bilgisine itibar etmemektedirler. Kulaktan duyma bilgi, araştırma olmaksızın başkalarından duyulan bilgidir. Bu bilgiye ise pek itibar edilmez. Bunlar dışında bir bilgi daha vardır: Dinsel ya da tanrısal kaynaklı bilgi (vahiy bilgisi). Nitekim Homeros ‘doğru ya da yanlış ne söylüyorsam bunları Musalardan (tanrılardan) öğrendim‘ demiştir. Bütün şairler, vahiy bilgisinden pay aldıklarını söylemişlerdir.

Evrende olup biten her şey bir doğa içerisinde meydana gelmektedir. Homeros’un destanlarında her şeyin temeli ve başlangıcı Okyanus’tur demiştik. Bu, okyanus ve onun üzerinde duran bir kubbeyle birlikte düşünülen bir evren anlayışıdır. Homeros’un evren anlayışı yeraltı, yeryüzü ve gökyüzü olmak üzere üç katlıdır. Bu düşünce Eski Yunan insanlarına bütün bir evren resmi sunmuştur.

ANTOPOMORFİZM
Görüldüğü gibi Eski Yunan mitolojisinde olduğu gibi Homeros’ta da tanrı anlayışı insan biçimlidir yani antropomorfiktir. Antropomorfist bakış açısı insanlık tarihi kadar eskidir. İlk olarak cansız varlıklara ruh atfetmekle başlamıştır.  Tanrılar, insan şeklinde tasavvur edilmektedir. İnsanlar mutlu olurlar, kızarlar, üzülürler tanrılara ve dinlere baktığımızda da insana ait özellikler görürürüz. Antropomorfizm, Türkçesiyle İnsan biçimcilik insani özelliklerin başka bir varlığa atfedilmesidir. Örneğin Tanrı dendiğinde bir çoğumuzun aklımıza aksakallı göklerde oturan bir bilge gelmesi antropomorfik bir tanrı anlayışıdır. Homeros’ta da tanrı anlayışı antropomorfiktir ancak tanrılar ölümsüz, insanlar ise ölümlüdür. Tanrıların yiyecekleri özel yiyeceklerdir. Tanrılar yalnızca insan biçimli olmakla kalmamakta, insanların taşıdığı inançları da taşımaktadırlar o kadar ki tanrılar insanlar arasındaki savaşlara da katılırlar hatta taraf bile tutarlar.

Antropomorfizm yani insan biçimciliği biraz daha açmak gerekirse bu varlık Tanrı olabileceği gibi bir eşya, bir hayvan, melekler, şeytanlar, doğa da olabilir. Örneğin; İnsan yorulabilen bir varlıktır. Tevrat’ta da Tanrının dünyayı altı günde yarattığı, yedinci gün dinlendiği yazar. Bu duruma her dinden, her inançtan binlerce örnek verilebilir. Bir başka yönüyle yine yorulma ve dinlenme örneği olarak insan yorulabilen ve dinlenmesi gereken bir varlık olduğu için, örneğin bilgisayarımızı, cep telefonumuzu da arada kapatıp dinlenmeleri gerektiğini düşünebiliriz. Bu gibi örnekler gündelik hayattan binlerce kez çoğaltılabilir; örneğin ‘nankör kedi’ terimi antropomorfik bir bakış açısıdır kedi kendi doğasında olanı yapar ancak biz onun doğasının iç yüzünü bilmediğimiz bir başka deyişle onun yerine zihin tasarımına geçemediğimiz için kendi doğamızdan yola çıkarak yaptığı şeyin nankörlük olduğunu düşünebiliriz. Örneğin yakalamak istediğimiz bir sineğe yavaş hareketlerle arkadan yaklaşmamız gibi kendimizden yola çıkarak bizi görmediğini düşünürüz ancak sineklerin yukarıyı ve arkalarını da gören gözleri vardır. Aynı şekilde kendimizden yola çıkarak bazı hayvanları vahşi hatta katil ilan ederiz. Örneğin vahşi kaplan, katil balina deriz. Homeros’ta, tanrıların kin, öfke, kıskançlık beslediklerini, aşk yaşadıklarını vb. olaylar anlatmaktadır.

Homeros’un Dünya çapında iki eseri vardır; İlyada-Odysseia

 

HESİODOS
Homeros’un destanlarından sonra Hesiodos’un eserleri de Eski Yunan dünyasının arka planını anlamamız için gerekli kılavuz eserlerdendir. Hesiodos, Homeros’tan aşağı yukarı yüz yıl sonra MÖ 750-650 yılları arasında yaşamıştır. Hesiodos’ta temel madde, khaos (kaos)’tur ve hareket etme görevi eros’a yüklenir. Başlangıçtaki bu temel madde sınırsız ve niteliksizdir ve zamanla kosmosa, yani belirli sınırlı bir evren haline dönüşmüştür. Yani bu madde canlı olduğu için kendiliğinden bir devinmeyle evren haline dönüşmüştür. Eski Yunan düşüncesinin yaratılış konusunda temel kabulü budur. Bu evrendeki her şey canlı ve bilinçlidir. Doğadaki olayların ilahi bir düzeni vardır. Bu düzeni aşan herkes, tanrı da dahil, cezalandırılır. Eski Yunan düşüncesi, doğal olaylar arasındaki ilişkileri nedensellikle değil mitolojiyle açıklamaktadır.

Homeros’tan sonra Hesiodos döneminde gelişen toplumsal olaylar, giriş bölümünde anlattığımız toplumsal devinimler, toprak işlemenin eskisi kadar verimli olmaması, tarımda yetersizliklerin baş göstermesi ve toprak sahiplerinin üretilen ürünlerden daha çok pay istemesi gibi sebeplerle toprak insanları şehirlere gelmişlerdi.

Bu kavga üç yüz sene kadar sürmüştür. Eski Yunan dünyasında zenginlik toprak miktarıyla ölçülmekteydi. Şehirlere göç eden bu yeni kesim zenginleştikçe iktidar kavgası başlamış ve toprak el değiştirmiştir. Ayrıca Hesiodos’un yaşadığı dönemde Eski Yunan dünyası üzerine, Persler sürekli askeri baskı yapıyorlardı. Gerçekleşen bu siyasal ve toplumsal değişmeler sonucunda toplumun bir kesimi şehirde zanaat öğrenmeye başlamış bu sayede ustalaşmalar başlamış ve bunlar işlerini büyüterek ticaretle uğraşmaya başlamışlardır. Gemiler yapılmış, Doğu Akdeniz’de Fenikeliler ve Mısırlılarla alışveriş yapılmıştır. Bunun sonucu olarakta yeni kültürlerle tanışılmış düşünce ve ufuklar genişlemiş bir yandan da ticaret ve gemicilikle zenginlik artmaya başlamıştır. Büyük kavgalar ve gürültülerin sonunda demokrasiye yani eşitlikçi yönetime geçilmiştir. Böylece o güne kadar süregelen hiyararşik yapı yıkılmış ve bu gelişmelere paralel olarak eski dinsel görüşler de eski inandırıcılıklarını kaybetmişlerdir. Hesiodos, işte bu dönemde yeni toplumun bir vatandaşı olarak ortaya çıkmıştır.

Hesiodos’ta, Homeros gibi karamsar biridir. Hesiodos’un dünyasında hep kavga ve eşitsizlik vardır ancak erdemler değişmiştir. Önceden savaşçılık erdemken, artık çalışkanlık, düzenlilik ve yasalara uymak erdem olmuştur. Hesiodos’la birlikte, daha önce görülmemiş bir tarih bilinci ortaya çıkmıştır.

Hesiodos’a göre insanlık tarihi, her şeyin mükemmel ve huzurlu olduğu bir altın çağla başlamıştır ancak bu başlangıçtan sonra insanlık giderek yozlaşmış ve demir çağına doğru tersine bir evrim geçirmiştir. Hesiodos’a göre insanlar başlangıçta hiçbir zahmete girmeksizin diledikleri her türlü nimetten yararlanıyor ve mutlu bir şekilde yaşayıp ölüyorlardı. Fakat insanlar, yaptıkları hatalardan ve bu nedenlerle tanrılarla aralarında çıkan problemlerden dolayı bütün bu avantajlı durumlarını yitirmişlerdi.

FELSEFENİN PİRİ ‘PROMETHEUS’


Hesiodos’ta tüm bu konuların etrafında toplandığı bir problem vardır; Prometheus problemi. Pro ön, Metheus akıl demektir. Prometheus, ön akıl, akılca önde gelen demektir. Eski Yunan dünyasında tanrılar insanlarla sürekli ilişki içindedirler ve tanrılar kendi içlerine iki yüzlü kandıran ve kandırılabilen varlıklardır. Bu nedenle filozofların önüne çıkamamışlardır. Bununla birlikte insanlarla tanrılar arasında sürekli bir kavga da mevcuttur. Prometheus’ta titan bir tanrıdır ancak tanrılarla olan savaşı sonucu tanrılara kin beslemiş bu yüzden insanlığa bilgeliği, tekniği ve insan olmayı öğretmiştir. Prometheus, ideal dünya ile reel dünyayı birbirinden ayırmıştır, böylece felsefeye tanrılar katından bir kapı açılmıştır.

HESİODOS’UN BİLGİ ANLAYIŞI
Hesiodos’ta tanrısal bir bilgi anlayışı vardır. Vahiy konusunda ise Homeros’u eleştirir çünkü Homeros, ‘yalan yanlış ne biliyorsam her şeyi tanrılardan öğrendim’, demişti. Hesiodos ise ‘ben de her şeyi tanrılardan öğrendim ama onlar bana yalnızca doğruyu ve hakikati söylemeyi öğrettiler’ der. Hesiodos’ta ki tanrı fikri insan biçimlidir.

Homeros ve Hesiodos’un fikirleri Eski Yunan dünyasına şu temel kabulleri sağlamışlardı;
1. Homeros’un doğuştan erdem fikri
2. Hesiodos’un kötümser tarih anlayışı
3. İnsan bilgisi ile tanrısal bilgi ayırımı
4. Doğada bir düzenlilik olduğu fikri
5. Kulaktan duyma bilgilerle doğrudan görmenin bilgisi arasında ayrım yapılması
6. Evrenin temel maddesinin ezeli ve ebedi olduğu fikri
7. Bu maddenin belli bir zaman içinde, oluşum ve dönüşümlerle, kosmos haline geldiği fikri
8. Ana maddenin canlı olarak tasavvur edilmesi, böylece onun dönüşüm nedeninin ne olduğuna ilişkin sorunun belli bir biçimde cevaplanmasının sağlanması
9. Başlangıçta var olduğu kabul edilen belirsiz, sınırsız ve şekilsiz maddenin belirli, sınırlı, şekilli kosmos haline dönüşmüş olduğu fikri

Hesiodos’un Dünya çapında iki eseri vardır; İşler ve Günler-Tanrıların Doğuşu

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yunan Mitolojisi ve Felsefeyi Doğuran Gelişmeler ile ilgili daha fazla bilgi edinmek için aşağıdaki yazımızı da inceleyebilirsiniz;

Önerilen Yazı

Yunan Mitolojisi ve Felsefeyi Doğuran Olaylar

HOMEROS&HESİODOS VE ANTROPOMORFİZM VİDEMOUZ

Yorum Yap
BU FELSEFE MAKALESİ SİZE NE HİSSETTİRDİ?

Yorum Yap