İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Edebiyat
  3. Aşkın ve doğanın şairi: Sappho

Aşkın ve doğanın şairi: Sappho

sappho-hayati

Aşkın ve Doğa’nın şairi Antik Çağ’ın ilk tiyatro yazarı, lirik şiir dalının kurucusu, şiirin gündelik dilde kullanımını yaratan erkek egemenliğine karşı M.Ö 7. yy’da bir kültür merkezi haline gelen lezbiyen kelimesinin isim adası Lesbos’lu (Midilli) lezbiyen kadın şair Sappho’nun kadın ve erotizm içerikli şiirleri halen etkisini sürdürmektedir. Kurduğu okulda genç kızları evlilikten ve erkeklerden vazgeçirmeye çalışan Sappho, aldığı ölüm tehditleri ve yapılan baskıya daha fazla dayanamayıp Sicilya’ya göç etmek zorunda kalmıştı. Kendini Sante-Maure kayalığı Levkades uçurumundan atarak yaşamına son veren bu kırık deha’yı daha yakından tanıyalım.

Günümüzden 2600 yıl önce tamamen kendine özgü bir şiir ekolü kuran Sappho’nun eserleri İskenderiyeli Edebiyatçılar tarafından toplanarak bir araya getirildi. Sappho şiirlerini daha çok insanlar için yazmış, fakat aşk tanrılarını da (Özellikle Aşk Tanrısı Afrodit ve oğlu Eros) şiirlerine katmayı ihmal etmemiştir. Zamanının ve geleceğin edebiyatını etkileyen Sappho, Plato tarafından “10. Musa (Esin Perisi)” lakabıyla anıldı. Onu “koyu tenli, ufak tefek ve çirkin ” olarak aktaran çağdaşları ayrıca “lezbiyen ” olduğu vurgusunu yapmayı da ihmal etmediler. Hatta Sappho bir kısım çağdaşlarına göre “Ahlaksız bir kadından başka bir şey değildi ” Böyle düşünen çağdaşı kadınların içten içe Sappho ve onun özgür dehasından rahatsız olduklarını söylesek hata etmiş olur muyuz?

‘KIZLARIM, GÜZEL KIZLARIM’
‘Ya unuttun beni, ya da bir başkasını seviyorsun benden çok…’

“kasırga nasıl sökerse
meşeleri kökünden
öyle sarsıyor yüreğimi aşk.”

Sappho, Kerkila adında zengin bir erkek tüccarla evliydi ve bu evlilikten Cleis isminde bir de kızı olmuştu. Ancak Sappho ne eşi ne de erkeklerle ilgili herhangi bir duygu parıltısı gösteren bir şiir yazmadı. Eşinden bahsetmeyen şair, şiirlerinde kızı Cleis’ten annelik duygusuyla ve büyük bir şefkatle bahseder.Anlaşılıyor ki Sappho’da hem homoseksüel hem de heteroseksüel yaklaşım vardır. Son dönemde yapılan sosyolojik araştırmalar, zamanın Midilli adasında diğer Antik Yunan şehirlerine göre çok ileri düzeyde bir kadın bilinci ve kadın eğitimi olduğunu ortaya çıkarmıştır. Midilli Adasında Lesbos okulunda yani Musa’lara hizmet edenlerin evinde sadece Sappho değil, onun rakipleri olarak görülen Gorgo ve Andromeda’da kadınların eğitimi için uğraş veriyorlardı. Sappho gibi onlarda bu okullarda genç kızlara, genel kültür, yürüme, konuşma, sosyal ilişkiler, tutumlar, dans etme gibi çeşitli eğitimler veriyorlardı. Sappho, yetiştirdiği kızlara özel bir ilgi duyuyor hatta onları arzuluyordu ve tüm bunları şiirlerinde de gizlemeden belirtiyordu. Sappho, kız öğrencilerine fazlasıyla bağlıydı, onlarla konuşuyor onlarla eğleniyor onlarla yatıyor onları özlüyor ve onları kıskanıyordu. Evlenerek adayı terkeden kız öğrencilerine düğün şarkıları besteliyordu. Bunu bir saplantı boyutunda yaşadığını söylemek yanlış bir ifade olmaz ancak belirtmek gerekir ki o dönemde kadınlar arasında yaşanan aşk günümüzdeki kadar garip karşılanmıyordu.

SENİ UNUTMAK MÜMKÜN MÜ SAPPHO?
‘Birileri beni hatırlayacak mı? ‘

“birileri, diyorum sana,
bizi hatırlayacak
üzülüp durduk, unutulup
gideceğiz korkusuyla
hepsi tükenmedi henüz
doğru yargıya sahip iyi adamların”

”Kızaran nara benzersin, dalın tepesinde. En yüksek dalında bir ağacın unutulmuş. Hayır unutulmuş değil, yetişilememiş.”

Sappho’da derin bir depresif tavır görülmektedir. Şiirlerinde gelmeyecek sevgiliyi beklemektedir, yaşlılıktan teninin buruştuğundan yakınmaktadır. Kızlığının bozulduğundan, yalnız bırakılmaktan ve yer yer sevgililerinden yani kızlarından yakınmaktadır. Sappho, her deha gibi mutlu olamadığının ve bunun hiç bir zaman mümkün olmayacağının farkındadır, bu farkındalıktır onu Sappho yapan, ne var ki bunun bir de diyalektik bedeli olacaktır ve bu bedel onu intihara götürecektir. Mutlak bir umutsuzluk vardır O’nda, hiç bir şeyin insanı ölene dek mutlu edemeyeceğinin farkında varoluş boşluğunun dehlizlerindedir.
“Nasıl da kayıp gitti canım. Ne güler ne sevinir, ne de malda kaldı gözüm; ölmektir istediğim. ”

Antik Yunan şiirinde üç büyük aşama vardır; Bunlardan ilki homeros (destan) şiir, ikincisi lirik şiir ve üçüncüsü de Tragedya’dır. Antik Yunan’ı şiir’de epik şiirden lirik şiire geçirmiş ve mitolojik öykülemeden bireysel deneyime yöneltmiştir Sappho. Ayrıca Tregadya’nın da doğrudan Sappho’dan etkilendiği kabul edilmektedir.  Yaşadıklarını, ümitlerini, umutsuzluklarını, sevinç ve hüzünlerini bir genç kız edasıyla dinleyenlerin yüreğine doğrudan iletir. Müziklerini kendi besteleyen ve şiirlerini lirik tarzda yazan şair, sanat ve sanatla ilgilenen herkesi ilgilendiren bir isimdir. Yunan Antolojisindeki bir epigramda Plato, Sappho hakkında şunu yazmıştır “Bazıları dokuz sanat perisi olduğunu söyler, gelin sayalım. Tekrar bakın; onuncusu Lesbos’lu Sappho

UFAK TEFEK ÇİRKİN VE AHLAKSIZ KADIN
Daima yaşayacaksın…

”ummamam gerekirmiş
göğü kucaklamayı
iki kolumla birden”

Sappho’nun 9 şiir kitabı olduğu ve bu kitaplar içerisinde sadece ilk kitabının bile 1320 dizeden oluştuğu söylenir ne var ki günümüzde Sappho’dan elimize yalnızca 650 dize kalmıştır. Şiirlerinin çoğu Roma’da, İstanbul’da VIII. Papa Gregory’in emriyle 1073 tarihinde yakılmıştır. Elimizde kalan şiirlerinin bir kısmı tahrip edilen bir kilisede tesadüfen bulundu. Belki de gizlice Sappho okuyan rahibelerin kiliselerine sakladıkları metinlerdi bunlar. Şiirlerinin diğer kısmı da henüz 19. yy’ın sonlarında Mısır’da Nil Vadisi’nde keşfedildi ve çürümüş papirüs parçaları yok olmaktan kurtarıldı. Bu koyu tenli, ufak tefek çirkin ve ahlaksız kadın, yaşamı, sanat ve sanata bakışının yanı sıra tarzı ve şiirleriyle de günümüzde giderek artan bir önemle etkisini sürdürmeye devam ediyor.

Yorum Yap
BU FELSEFE MAKALESİ SİZE NE HİSSETTİRDİ?

Yorum Yap

Bu yazının yorum fonksiyonları kapatılmıştır.