1. Anasayfa
  2. 'Şey'ler

Antik Yunan'da Köleler ve Metikler

Antik Yunan toplumunda özellikle Atina merkezli metiklerin statüsünü ve kölelik kurumunu detaylı olarak öğrenin.

Antik Yunan’da Köleler ve Metikler
Kolunda dövmeler bulunan Trakyalı bir kadın figürü.

ATİNA’DA METİKLER

Atina’da şehrindeki ticaretin cazibesiyle Atina’ya gelip yerleşen hatrı sayılır bir nüfus vardı ki onlara meta oikos ifadesinin kısaltması olarak metik deniyordu. Kelimenin anlamı ise evini değiştiren kişidir. Nesiller boyu Atina’da yaşamış metikler dahi vardı ki metiklerin toplam sayısı Atina nüfusunun yaklaşık %20’sini oluşturur. Genellikle Yunan kökenli olan metiklerin içerisinde Fenikeli ve Mısırlılar da vardı. Bunların içerisinde zenginler de fakirlerde her türden insan vardı. Atina’da yaşama ayrıcalığı elde ettikleri için ek bir vergi ödemek zorundaydılar ayrıca bir metik Atina’da yaşam dışında ticarette yapıyorsa onun için ekstra vergilerde vardı. Metikler toprak sahibi olamazlar, jürilik yapamazlar ve kamu hizmetlerinde çalışamazlar. Bunun dışında Atina vatandaşları ile aynı haklara sahiplerdi ve askerlik yapmaları da gerekiyordu.

ANTİK YUNAN’DA KÖLELİK

Antik Yunan’da kölelik ve köle hakları vardı ancak bu hakların insan hakları açısından yeterli olduğunu söyleyemeyiz. Örneğin köleyi dövmek toplum tarafından hoş karşılanmaz ancak azınlıkta olsa kölelerini dövenlerin olduğunu biliyoruz. Kölelere kötü davranmak yahut dövmek mahkemede dava konusu olabilirdi. Sokrates döneminde bir kölenin ortalama fiyatı 500 drahmidir. Ancak bu rakam kölenin yaşına, sağlık durumuna ve bilgili olup olmamasına göre değişir. Okuma yazma bilmek bile bir kölenin değerini ciddi ölçüde arttırır çünkü evde çocuklara da okuma yazma öğretecek ve okul ödevlerine yardımcı olacaktır. Kısacası kölenin bilgisi ne kadar yüksek ise değeri de o denli yüksek olacaktır. Bilgisiz, yaşlı ve sağlıksız kölelerin fiyatları yine de en düşük durumda bile 200 drahmi civarlarındaydı. Bazen de nitelikli kölelerin fiyatları o denli yükselebiliyordu ki MÖ 5. yüzyılın sonunda yaşan Nikias, gümüş madenlerini yönetecek vasıfta bir köle için tam altı bin drahmi ödemiştir.

Antik Yunan toplumunun büyük çoğunluğunda köleler hem maddi olarak hem de manevi olarak değerli görülür çünkü her şeyden önce onu alabilmek için çok ciddi bir para ödersiniz bundan sonra da onunla duygusal bağ kurar ve evin bir bireyi olarak görürsünüz. Atina kanunları da köleleri korur ancak bunun nedeni daha çok bir isyan korkusu olabilir çünkü köle sayısı her zaman vatandaş sayısından fazlaydı. Antik Yunan’da köleleri, diğer insanlardan ayıran net bir ayrım yoktur. Yani dışarıdan baktığınızda kimin köle kimin vatandaş olduğunu anlamanız çok zordur ancak bazı dönemlerde kölelerin sırt ya da boyunlarına küçük dövmeler yapıldığı biliniyor. Eğer sırtınızda ya da boynunuzda bir dövme varsa bu kesinlikle sizin köle olduğunuza dair en önemli çıkarımdır. Atina’da toplam köle sayısı bilinmemekle birlikte MÖ 400 yılında en az 60 bin kölenin olduğu kesindir. Bu köleler en çok Trakya, İskitya, İlirya, Kolhis, Suriye, Karya ve Lidya bölgesinden geliyorlardı. En yoğun popülasyon olan Trakyalı köleler de ki onların erkeklerine Thrax kadınlarına Thratta deniyordu bugünkü Bulgaristan bölgesinden gelenlerdi. Çünkü o bölgede bu dönemlerde kendini ve çocuklarını köle olarak satmak sıradan bir uygulamaydı.

Solda kolunda dövmeler bulunan Trakyalı bir kadın figürü

Kölelik Kurumunun Yaygınlığı

Eğer çok fakir değilse her ailenin en azından bir köle sahibi olması normal bir durumdur. Durumu iyi olanlarda köle sayısı ortalamada iki-üç civarıyken zenginlerde bu sayının normali on-yirmi köle civarıdır. Çok zengin olan ailelerde ise yüzlerce köle bulunabiliyordu. Örneğin MÖ 5. yüzyılın sonunda Antik Yunan’ın en zengin adamlarından biri olan Nikias’ın binden fazla kölesi olduğu biliniyor. Bu köleleri günlük bir obol karşılığında diğer vatandaşların çarşı pazar işlerini görmeleri için kiralıyordu. Köleler efendilerinin gözetiminde birbirleriyle evlendiriliyordu. Sıradan bir evde sıradan kölelerin yaptığı işler çamaşır yıkamak, yemek yapmak, çocuk bakıcısı, bahçıvan, temizlikçi, öğretmen, hemşire hatta bazen hiç bir iş yapmayıp yalnızca ev sahibesinin dedikoducusu olarak yaşayanlar vardır. Eğer bir köle evlenerek yani gelin olarak bir eve geliyorsa tıpkı hür bir kadın gibi onun için de aynı kutlamalar ve merasim yapılırdı. Efendileriyle kölelerin yakın ilişkileri bazen öylesine ilerliyordu ki kölelerini bir süre görmeyip onlara kavuştuğunda evlatlarına kavuşmuş gibi ağlayan efendiler resmedilir. Çok yaygın bir uygulama olmasa da gündelik hayatta bir kölenin de öldükten sonra efendilerinin yanına aile mezarlığına gömülmeleri sıradan bir durumdu. Bununla birlikte sağlık konularında kölelere herhangi bir değersizlik atfedilmediğini bir köle hastalandığında eve doktor çağrıldığını ve evin bireyi olarak görüldüğüne dair yeterli kayıt vardır. Nadiren de olsa kölelerini insan yerine koymayan ve onları sıkça döven ya da aç bırakan insanlara dair kayıtlar da vardır. Kölelere bu biçimde şiddet uygulamak hem toplumca hoş karşılanmaz hem de yasal bir durum değildir ancak pratikte kölenin efendisinden şikayetçi olması pek mümkün değildi. Bu daha çok komşuların ya da şahitlerin şikayetiyle değerlendirmeye alınıyordu.

Kamusal Köleler

Atina’da yaklaşık 300 kişi kadar ayrıcalıklı köle anlamına gelen demosioi köleleri de vardı. Bu köleler doğrudan devlete ait kölelerdi ve özel işlerde çalışıyorlardı. Bunlar noter, jüri katibi, para kalite kontrolcüsü ve cellatlar gibi özel meslekleri icra ediyorlardı. Yine devlete ait olan bir başka köle grup Atina İskit Okçu birliğidir. Bunların dışında yol ve köprü yapımında kullanılan devlete ait kamusal kölelerde vardı.

Kendilerini Satın Alan Köleler

Bunlarla birlikte bir diğer ilginç bir köle grubu olarak efendilerine komisyon ödeyerek kendi hayatını kuran yarı özgür yarı köle gruplar da vardı. Bu köleler Atina’da dükkanlar açtılar, bankerlik, ticaret, zanaatkarlık gibi işlerle zenginleşerek hür ve yalnız yaşıyorlardı. Hatta içlerinde kendini efendisinden satın alıp Atina’nın en zengin kişileri haline gelen Pasion gibi kişiler dahi vardır. Pasion önce efendisine komisyon ödeyerek ayrı bir evde tek başına yaşamaya başladı ve bankerlik yaparak iyi para kazandı ardından geçici bir krizi anında devlete kaynak tahsis ettiği için Atina vatandaşlığı aldı. Eğer Antik Yunan’da yaşıyor olsaydınız ve herhangi bir köleyle konuşsaydınız genellikle hayatlarından memnun olduklarını söylerlerdi eğer onlara nerede çalışmak istemezdin diye sorarsanız size Attika’da bulunan Lavrion gümüş madeni diyeceklerdir. Bu gümüş madeninde çalışmak gerçekten kölelerin korkulu rüyasıydı. On saatlik iki vardiya şeklinde sürekli çalışan madende bu kölelerin ne bir tatil hakkı ne bir ücreti ne de yaşamaktan keyif alacak gündelik bir hayatları vardır. Tüm bunlara rağmen tekrar etmek gerekir ki bir çok köle bir evde barınak, giyim ve gıda sorunu yaşamadığından yani bir tür güvence altında olduğundan dolayı şartlarından pekte şikayetçi değildi. Çoğu için ücretli olarak çalışmak ve kendi hayatını kurmak çok daha uğraş gerektiren ve güvensiz bir hayat olarak görülüyordu. Bununla birlikte en büyük işveren Devletin kendisiydi. Aristoteles MÖ 4. yüzyılda devletin yirmi binden fazla erkeği istihdam ettiğini söylerken daha küçük çaplı kişiler için ücretli işçi olarak çalışmak isteyen Atinalılar Agora’ya bakan bir tepede toplanıyorlardı. Çalışanlar için en iyi iş Devlet memurluğuydu çünkü başka birinin emirleriyle yaşamak onurlu ortalama bir Atinalının hoşuna giden bir durum değildir.

Solon

ATİNALI İKİ BÜYÜK DEVRİMCİ: SOLON VE KLEİSTHENES

Atinalı vatandaşların ekonomik kriz nedeniyle bir dönem birbirlerine olan borçlarını ödeyemedikleri için birbirlerinin kölesi olduğu da bilinmektedir. Solon, MÖ 594 yılında kökten ve radikal çözümlerle bu durumun önüne geçmiş ve tüm borçları iptal etmiştir. İkinci bir önlem olarakta borç nedeniyle kölelik uygulamasını yasalarla kaldırmıştı. Solon’un üçüncü reformu ise eğer bir baba oğluna meslek öğretmezse babası yaşlandığında oğulun babaya bakma yükümlülüğü kaldırılmıştır. Bir diğer reform ise Atina’yı tekrar demokrasi yoluna sokabilmek için vatandaşların meclisi denetlemesi yasalarla güvence altına alınmış ayrıca yetkilerini kötüye kullanan hakimleri denetlemek için temyiz mahkemesi kurdurmuştur. Solon’dan sonra MÖ 507 yılında demokrasinin babası olarak adlandırılan ve aristokrat ailelerin Atina yasaları üzerindeki gücünü kıran kişi Kleisthenes’tir. Kendisi de soylu bir aristokrat olan Kleisthenes her vatandaşın siyasi kimliğini ait olduğu şehre bağlı hale getirerek ve 139 deme’yi 10 farklı kabileye bölerek aristokrat ailelerin insanlar üzerindeki gücünü ellerinden aldı.

Kleisthenes
Kahramanlar Anıtı

ANTİK YUNAN’DA KÖLELİK VE METİKLER DERS VİDEOSU

Paylaş