1. Anasayfa
  2. 'Şey'ler

Antik Yunan'da Kahvaltı, Yemek ve Sempozyum Kültürü

Antik Yunan toplumunda kahvaltı, akşam yemeği ve genel olarak et, sebze üzerine yemek kültürleri yanı sıra eğlence partileri olan sempozyumlar üzerine.

Antik Yunan’da Kahvaltı, Yemek ve Sempozyum Kültürü
Mermer üzerine kabartma bir aile sofrası

ANTİK YUNAN’DA KAHVALTI VE YEMEK KÜLTÜRÜ

Arpa unundan yapılan maza ekmeği ya da buğdaydan yapılan beyaz ekmek (artos) en çok yenilen iki ekmek türüyken arpa, buğdaydan daha bol olduğu için artos ekmeği daha çok zenginler tarafından tercih edilen ekmek türüdür. Sabahın erken saatlerinde fırından yeni çıkmış arpa ekmeği ya da buğday unundan, üzerine bal ve ekşi krema katılarak yapılan kreplerden oluşan masada taze keçi peyniri , keçi yoğurdu, haşlanmış yumurta, zeytin. Toplumda Akdeniz tipi beslenme ağırlıklıdır ve et yeme nispeten azdır.

Balık tüketimi et tüketimine nazaran çok daha yaygındı. Hem taze hem de kurutulup tuzlanmış balıklar uskumru, mersin balığı, ton balığı, çipura ve kefal balıkları en çok tüketilen türlerdir. Attika kıyılarında avlanan hamsi ve sardalya balıkları da tüketiliyordu. Et tüketiminde ise koyun, kuzu, dana ve geyik eti tercih edilirdi. Öğleden sonraları atıştırmak için incir, elma, roka, havuç ve salatalık gibi besinler tercih edilir.

Temel beslenme düzeni günde iki defa yemekti. Sabahları hafif bir kahvaltı (ariston) ve akşamları ana yemek (deipnon) olmak üzere sabah kahvaltıları genellikle öğlene kadar yapılıyordu. Fakirlerin en çok tükettiği yiyecekler ekmek, çorba, yulaf lapası, tuzlu balık, yumurta ve yeşil sebzelerdi. Zenginlerin yemekleri de bundan çok daha şatafatlı ya da özel besinler değildi. Antik Yunan toplumunda lahana, turp, kereviz, enginar, hindiba, soğan ve sarımsak yanı sıra salatalık, kabak ve zeytinde en çok tüketilen ürünlerdendir. Meyve olarak en çok tüketilenler üzüm, incir, elma, armut ve hurmadır. Doğadan toplanan kuruyemişler içerisinde en popüler olanları badem, ceviz, fındık ve kestanedir. Hem yemeklerde hem de salatalarda zeytinyağı en sık kullanılan yağdır. Dini ayinlerde ve sporlarda bile zeytinyağı kullanılıyordu. Tereyağı ise tercih edilen bir yağ değildir hatta dönem dönem barbarlık işareti olarak görülmüştür. Tuz kullanımı hem yemekleri korumak hem de tat katmak için yaygınken şeker bulunmadığı için bal ve kuru incir kullanılmıştır. Patates, pirinç, domates, narenciye ve muz ise en az tüketilen ürünlerdir.

Mermer üzerine kabartma bir aile sofrası

Yemekler uzun yaz aylarında yani çoğunlukla açık havada odun ateşinde ya da kömür ızgarada pişirilirken kış aylarında da evin içinde bulunan hem soba görevi görüp hem de pişirme görevi gören taşıma mangalda pişirildi. Yemek pişirmede en yaygın kullanım şekilleri haşlama ve kızartmadır. Daha az duman çıkardığı için çoğu evde odun yerine kömür tercih edilirken duman tahliyesi de bacadan yapılıyordu. MÖ 5. yüzyılın sonundan itibaren Antik Yunan’da aşçılık giderek değerini arttıran bir meslek haline gelmiştir.

Antik Yunan’da Şarap

Şarap Antik Yunan toplumunu en sevdiği ve en sık tükettiği içkidir. Çoğunlukla seyreltilerek ve yapay olarak tatlandırılarak içiliyordu. Sakız, Samos, Midilli, Rodos ve Samos adaları şaraplarıyla ünlü adalardır. Şaraplar amfora adı verilen kil testilerde taşınırken bu testilerin üzerinde şarabın nerede üretildiğini açıklayan damgalar vardır. Bira ise barbar içkisi olarak görüldüğü için tüketimi çok azdır.

Symposium Kültürü

Birlikte içmek anlamına gelen symposium partileri düzenlenirken bu partiler bazen daha da özel tarzda içeriğine seks’te karıştırılıyordu. Tüm zamanların en meşhur symposium’u MÖ 416 yılında Agathon isimli genç bir tragedya şairinin evinde gerçekleşmiştir. Drama dalında birincilik ödülü kazanan Agathon bunun onuruna bu partiyi düzenlemiştir. Bu symposium’a Sokrates’te katılmış ve küp gibi içip sızan diğer tüm konuklara rağmen Sokrates ve Aristophanes şiir üzerine sabaha dek konuşmuşlardı. İçkiden sarhoş olmayan Sokrates ardından evine giderek banyo yapmış ve gündelik hayatına devam etmiştir.

Antik Yunan’da sürekli düzenlenen partiler için adeta bahane aranıyordu. Doğum, evlilik, ölüm, sevilen birinin gitmesi ya da dönmesi, doğum günleri, mevsim dönümleri en temel sebeplerdi ancak bazen sebep dahi aranmadan düzenleniyordu. Symposium’u düzenleyecek olan ev sahibi davet edeceği konukların isimlerini, partinin günü ve saatini konukların isimleriyle birlikte balmumu tablete yazarak kölesi aracılığıyla konukların evlerini tek tek dolaştırıyorlardı. Toplanma saati olarak en çok tercih edilen saat akşam 21:00 idi ve konuk sayısı olarakta ortalama 9 kişilik partiler düzenleniyordu. MÖ 4. yüzyıldan itibaren konuk sayıları giderek artmıştır. Hepsinde olmamakla birlikte bazı partilere hetaira adıyla bilinen paralı kadınlar da çağırılıyordu.

Bu partiler o kadar yaygındı ki evlerde andron adı verilen ve bu partiler için düzenlenmiş odalar giderek artmıştır. Bu odalarda yanyana dizili ahşaptan ya da taştan imal edilmiş üzerlerinde ve sırtlarında büyük minderler bulunan büyük kanepeler ve her kanepenin önünde yiyeceklerle dolu ve şarap kadehleri olan üç ayaklı masalar bulunuyordu.

Symposium için özel olarak düzenlenmiş oda (andron)

Konukların sarhoş olarak taşkınlık yapmamaları için özel kurallar vardı. Günümüze ulaşan Theofrastos’un kitabında bu kuralların derlendiğini görüyoruz. Bazı konuklar alkolün etkisiyle taşkınlık yaparak kadehini devirmek, flütçü kıza dokunmak veya ıslık çalarak şarkıya eşlik etmek ya da şarap dolduran sakiye laf atmak gibi kaba davranışlarda bulunuyordu. Bu nedenle partilerde insanların taşkınlık yapmasını engellemek için bir görevli bulunuyordu. Bu görevli bazen ev sahibinin özel olarak ayarladığı biri ya da konuklar arasında zar atılarak konuklardan birinin seçilmesiyle gerçekleşiyordu. Taşkınlık yapanlar önce uyarılır eğer kulak asmazlarsa partiden ayrılmaları istenirdi. Elimizdeki kayıtlarda bu görevlinin içilecek şaraba ne kadar su katılacağını dahi tayin ettiği örnekler biliniyor. Partide konuşulanlar hatta yapılanları dışarıda konuşmak büyük bir ayıptır hatta Antik Yunan’da şu söz bu nedenle meşhur olmuştur ‘Belleği güçlü bir sarhoştan nefret ederim‘ Kısacası buradan olan burada kalmalı anlayışı hakimdir. Bunun nedeni kişilerin alkolün etkisi altındayken söylediği ya da yaptığı bazı davranışların daha sonra ona karşı kullanılmasının çirkinliğiydi.

Symposium (Sempozyum)
Symposium (Sempozyum)

Symposium’larda en çok yapılan eğlencelerden biri şiir tamamlama oyunudur. Biri şiirin ilk mısrasını söylediğinde ikinci kişiden devam etmesi beklenirdi. Bu oyun bazen de farklı bir biçimde ilk kişinin bir şairin şiirinin tamamını okumasının ardından ikinci kişinin aynı şairden başka bir şiirin tamamını okuması beklenirdi. Bir diğer eğlence türü günümüzde dart oyununa benzer kottabos isimli oyundu. Bir tahta veya bronz parçası zemindeki bir oyuğa sabitlenir ve üzerine çapraz bir kiriş bu kirişin uçlarına da dengeli biçimde birer kap yerleştirilir. Bu kapların altında ortasında dik bir nesne duran suyla dolu yassı birer kap vardı. Oyuncular kadehlerinin dibinde kalan tortuyu kaplara doğru fırlatır ve üstteki kabı düşürüp altındaki yassı kabın ortasında duran nesneye çarpamasını sağlar. En az şarap döken ve en çok gürültüyü yapan kişi kazanır. Bir başka oyun türü ise suyla dolu bir kase üzerinde yüzen kuruyemiş kabuklarını şarap dökerek batırmaya çalışmaktır.

Sympoisum’lar da nadiren de olsa kavga çıktığı biliniyor. Alkolün etkisiyle tartışmalar giderek şiddetlenir ve bazen fiziksel kavgalara dönüşebiliyordu. Euboulos sarhoşluk için şöyle söyler: “İlk kadeh sağlığa, ikinci kadeh sevgiye, üçüncü kadeh uykuya, dördüncüsü şiddete, beşinci kadeh kargaşaya, altıncısı sarhoş alemine, yedinci kadeh kara gözlere, sekizincisi mübaşire, dokuzuncu kadeh garaza ve onuncusu da deliliğe”

Aristoteles katıldığı Symposiumlar’da sarhoşların hallerini gözlemlemek için daha az içiyordu. Hatta şöyle söylüyor bir pasajında: “Her türlü alkollü içkiden sarhoş olanlar yön farketmeksizin sağa, sola öne veya arkaya düşerler. Ancak arpa şarabı içenler sadece arkaya devrilir ve sırtüstü düşer”

ANTİK YUNAN’DA KAHVALTI, YEMEK VE SEMPOZYUM KÜLTÜRÜ DERSİNİ VİDEOLU İZLEYİN
Paylaş