1. Anasayfa
  2. 'Şey'ler

Antik Yunan'da Kadın, Erkek, Evlilik ve Aile

Antik Yunan toplumunda kadın ve erkeğin konumu, evlilik hayatı ve aile hayatı üzerine gündelik hayatın işlendiği makale.

Antik Yunan’da Kadın, Erkek, Evlilik ve Aile Hayatı
Gelin yeni evine gidiyor. Thales Dönemi

ANTİK YUNAN’DA EVLİLİK

Antik Yunan’da genç kızlar için ideal evlilik yaşı 16-22 yaşlarıyken erkekler için çok daha geç bir yaş olan 30’lu yaşlardır. Hesiodos, kızlar için ideal evlilik yaşını ‘ergenliğe girdikten sonra beşinci yıl’ diye tarif ederken Platon’da erkekler için Hesiodos ile aynı fikirdedir ve bir erkeğin ideal evlilik yaşının otuz olduğunu söyler. Toplumun bir geleneği olarak evlenecek olan kız, çocukluğundan itibaren sakladığı oyuncaklarını Artemis tapınağına bırakır ve sonrada gelin banyosu yapmaya gider. Bunun nedeni yakında bekaretini kaybedeceği için tanrıçanın öfkesini üzerine çekmemektir. Kızlar için çeyiz kültürü canlı bir kültürdü ve evlenilecek olan kızı garanti altına almak için ‘mehir’ ya da ‘başlık parası’ benzeri ciddi bir para ödenir. Ödenen bu drahoma daha sonra boşanma durumu gerçekleşse dahi kızdan geri istenemez.

Yeni geline ödenecek olan tutar, ciddi tutarlar olmakla birlikte aileler arası karşılıklı anlaşma yoluyla belirlenir ve drahoması düşük olan bir kızın prestiji de o oranda düşük olarak görülürdü. Yani bir kadın ne kadar çok drahoma alarak evleniyorsa o kadar değerli bir kadın gibi görülürdü. Ortalama bir tutar verilecek olursa erkeğin tüm varlığının %10 kadarı evlilik için kadına drahoma olarak veriliyordu. Bu rakam bazen %20’lere çıkabildiği gibi, %5’lere de inmiştir. Bunu belirleyen etmenler genellikle maddi durumlarla ilgilidir. Platon’un drahoma meselesine sıcak bakmadığı hatta bu uygulamanın kaldırılması gerektiğini söylediğini biliyoruz.

Gelin yeni evine gidiyor. Thales Dönemi

Gelin yeni evine giderken flüt ve lirlerle neşelenen düğün alayı evin çelenklerle süslenmiş kapısına vardığında Lesbos’lu şair Sappho’nun şu meşhur dizeleri hep bir ağızdan söylenir.

“Ölümsüz Afrodit, Zeus’un çocuğu, hoş çilvelerin örücüsü.
Dualarım sanadır kutsal kadın, acı ve kederle parçalama kalbimi
Nasıl bir zamanlar uzaklardan feryadımı duyup da kulak verdiysen
O zaman babanın evinden geldiğin gibi gel şimdi de…
Arabana koştuğunda, hızlı serçelerin o güzelliği
İndirmişti seni göklerden kara toprağa”

Kadınlar evin yönetiminde tek sorumludur. Ev, eşyalar, hayvanlar ve varsa köleleri yöneten kişidir. Toplumda bir alışkanlık biçimi olarak erkeğin kazandığı para evin kadınına teslim edilir ve gelir gider hesapları kadın tarafından yapılır. Bununla birlikte ideal bir ev hanımından beklenen diğer özellikler de dokuma yapabilmesi ve iyi dans edebilmesidir.

Antik Yunan’da düğün hazırlığı resmedilerek vazoya işlenmiş

Doğurganlığı yüksek olan kadınlar toplumda el üstünde tutulur ve çocuk sayısı arttıkça devlete, millete ve şerefli atalarına daha layık olduklarına inanırlardı. Birden fazla kadınla evlenmek diye bir olgu yoktu ve bu durum hem toplum hem devlet nezdinde hoş karşılanmazdı. Bununla birlikte bir erkek zengin ise yine bir eşi olmak şartıyla dışarıdaki kaçamaklarına göz yumulurdu. Antik Yunan toplumunda köle kızlar da, efendilerine baba diye hitap ederlerdi ancak hür kızlardan farkları şu ki onların kiminle evleneceğine doğrudan efendisi karar verebilir ve köle kızların bu karara karşı çıkma hakları yoktur. Hür kızlar ise kendi rızaları olmazsa hiç bir şekilde ne evlenmeye ne de istemedikleri biriyle evlendirilmeye zorlanamazlar. Ayrıca Yunan kadınlarının eşlerini boşama hakları da her zaman vardır ancak bu durum çok gerekli değilse toplum tarafından hoş karşılanmaz. Kadınların çeyiz, miras ve hediye alma gibi hakları güvence altına alınmıştır ancak arazi alıp satmaları yasaktı.

Evin kadınlara ayrılan bölümünden (gynaeceum) ailevi bir sahne.

Antik Yunan toplumunda düğün gecesinin bir dolunay akşamında gerçekleşirse hemen hamile kalınacağına dair yoğun bir inanç vardı. Gelinlerin başına takılan kuşkonmazdan yapılan tacı daha önce görmüşsünüzdür. Bu taçtaki dikenler damada bir uyarı mahiyeti taşımakla birlikte evin idaresinin başına kadın geçeceği için adamı vezir de edebilir sefil de. Ayrıca nymphokomos denilen profesyonel gelin süsleyicileri de bu işle geçinirler. Gelin saçı ve makyajlar tamamlandıktan sonra mor bir gelinlik giyecek. Aileler huzurunda nikah töreni yapılır ve bu törenden sonra gelinle damadın üzerine tahıllar meyve parçacıkları serpilir (bereketli bir hayat için) ertesi gün de arkadaşları ve akrabaları ev hediyeleriyle birlikte evlerine gelirlerdi. Bu hediyeler kanepe örtüleri, kap kacaklar, yiyecek ve şarap gibi şeylerdi. Cenaze törenleri kadınların dedikodu yapabilmesi için en ideal yerlerdi daha önce ölmüş yakınlarının mezar bakımları da bu işi severek yaptıkları görünüyor.

Düğün merasiminden bir sahne. Gelinin ayakları yıkanıyor.

Antik Yunan’da kadınların evi çekip çevirmeleri ve çocukların bakımında esas sorumlu olmaları yanı sıra tembel olmaları da hoş karşılanmazdı. Bir kadından ev işlerinin yönetimi dışında ilim ve yeni meslek öğrenmesi de beklenirdi. Kadınlar çoğunlukla boş zamanlarını dikiş nakış ve duvar halısı yaparak geçirirlerdi. Çocuk yapan kadınların toplum nezdinde itibarı yükseliyordu özellikle erkek çocuk dünyaya getirirse bu çok daha itibarlıdır. Ancak doğum olayı risklerle doluydu çünkü hem doğum sırasında bebek ölüm oranı yüksek olduğu için çok kez hamile kalmaları gerekebiliyordu ki bu durum annenin de sağlığını tehlikeye atıyordu. Eurupides’in oyununda şöyle söylüyor Medea “Bir kez doğum yapmaktansa üç kez ön cephede savaşmayı tercih ederim” Bununla birlikte eğer gebelik meydana gelmiyorsa bundan genellikle kadınlar sorumlu tutuluyordu.

Karısını yatakta bir erkekle yakalayıp bu erkeği öldüren bir Atinalı mahkemede kendini şöyle savunuyor “İlk çocuğum doğunca artık tam bir aile olduğumuzu düşünüp tüm mülklerimin kontrolünü karıma bırakmıştım” Kadınların doğum sancıları, doğum esnasında yapılması gerekenler ve emzirme ile ilgili pratikler için yüzyıllar sonra MS 2. yüzyılda Soranos isimli bir hekim tarafından “Jinekoloji” isminde meşhur bir kitap yazılacaktır. Doğumlar genellikle evlerde ebe eşliğinde yapılırken eğer annenin hayatından şüphe edilecek bir durum varsa doğumda mutlaka bir hekim de bulunurdu. Yeni doğan bebekler için tanrıça Hestia’ya dualar edilir akrabalar ellerinde hediyelerle yeni bebeği görmeye gelirdi. Bu hediyeler arasında mutlaka nazardan koruyan tılsımlar bulunur. Genellikle ilk doğan erkek çocuklarına büyük babalarının ismi verilirdi bu gelenek hala etkilidir. Maddi durumu iyi olan aileler yeni doğan bebekleri için bir süt anne yahut dadı tutarlardı. Genellikle köleler bu işe gönüllüydü. Bunların yeme, içme ve barınma ihtiyaçları karşılanırken ayrıca aylık maaşta alıyorlardı.

Antik Yunan’dan bir biberon. Üzerinde “İç, düşürme” yazıyor.

Boşanmak toplumca hoş karşılanmaz ve kötü ruhlara bağlanırdı. Yine de kadınların boşanma davası açtıkları biliniyor bunların temel sebebi erkeğin eve karşı ilgisizliği ve zamparalıktır. Boşanma ve eşinin ölümü yoluyla dul kalan kadının yeniden evlenmesi doğal bir durumdu ancak yaşlı bir dul kadın için artık böyle bir beklenti kalmıyordu. Hem eşinin mirası üzerine kalan hem de artık yeniden evlenmeyen bir kadın bu yolla özgürlüğün doruklarına ulaşabiliyordu. Çok yaygın olmamakla birlikte pallake denilen resmi nikahsız eşlerin de olduğunu görüyoruz. Bunlar hem yasal hem toplumsal olarak asıl eşten daha az bağlayıcı eşlerdir.

Antik Yunan’da bir bebek lazımlığı ve çocuğuyla karşılıklı oturan bir anne

Kadınlar ve çocukların aşık kemiği oyunu meşhurken erkeklerin özellikle partilerde sevdiği oyun kottabos’tu.  Evlerdeki yemek masaları çoğunlukla üç ayaklıydı ve yemekten sonra Apollo’ya dua edilirdi. Aşık oyunu hayvanların bilek mafsallarından gelir. Boyutça küçük şekilce güzel olan beş kemik teker teker havaya fırlatılır ve elin tersiyle yakalanıp tutulması gerekirdi. Bu oyunun icadı Lidyalılara gitmektedir.

KADIN VE ERKEK TARZLARI

Atinalı kadınlar vücut hatlarını fazla belli etmeyen uzun ve yün elbiseler (peplos) giyerken zaman içerisinde bu elbiseler daha da açılıp saçılmıştır. Saç tokası, küpe, gerdanlık, bilezik, kolye, taç ve halkalar kadınlar tarafından çokça kullanılan eşyalardır. Bu takıların altın ve gümüşten imal edilenleri daha pahalıyken bakır ve kurşundan imal edilenler çok daha uygun fiyatlarla alınabiliyordu. Kadınlar günümüzdeki sütyen benzeri strophion adı verilen kuımaş bant kullanıyorlardı. Güneşten etkilenmemek için kullandıkları şemsiyeler (skiadon) ve serinlemek için kullandıkları ahşap saplı yelpazeler de (rhipis) kadınlar tarafından sıkça kullanılan eşyalardandır.

Chitones ve himatia giyen kadınlar

Parfüm kullanımı hem kadın hem de erkekler arasında yaygınken bu parfümler çiçeklerin yaprakları kaynatılarak yapılıyordu. Kadınlarda makyaj yaygın olmasa da gündelik hayatta normal bir uygulamaydı. Kaşlarını lambalardaki kurumla koyulaştırıyorlar, gözlerini, kirpiklerini ve dudaklarını boyarlardı. Yanaklarına allık sürerek daha pembe görünmelerini sağlıyorlardı. En çok kullanılan terlik modeli sandalet olmakla birlikte modaya uymak isteyen kadınların platform topuklu ayakkabı giydikleri de biliniyor. Kadınların saçları uzundur ve bazıları saçlarını örmeyi tercih ederken bazıları da topuz yapıyordu. Saçlarını bazen boyatıyorlardı. Köle kadınların ise saçları kısadır ve bu onları ayırır.

Antik Yunan Toplumunda kadınların saç şekilleri

Erkekler çoğunlukla takı takmazlardı ancak mühür vurmak için kullandıkları mühür halkası kullanıyorlardı. Bu mühür halkaları öldüğünde kişiyle birlikte gömülen şahsi eşyalardan sayılıyordu. Şapkalar (petasos) çoğunlukla erkekler tarafından kullanılan bir aksesuar iken kadınlar başlarını örtmeye pek gerek duymazlardı. Evin içinde ise hem erkekler hem de kadınlar genellikle yalın ayaklıdır. O dönemde tüm ayakkabı ve sandaletler deriden imal ediliyordu erkeklerin uzun yola giderken giydikleri botlar vardı. Erkeklerin giydiği en basit elbise diz boyundan biraz daha kısa olan tuniklerdir. Omuzdan düğüm atılarak ya da broş takma yoluyla tutturulan bu elbise hem hür hem de köle erkekler tarafından en çok giyilen kıyafet türüydü. Bazen erkekler de özellikle resmi giyinmeleri gerektiği zamanlarda kadınlarda ki himatia kıyafetine benzeyen bir kıyafet giyiyorlardı.

Soldaki yaşlı adamın ayağında yürüyüş botu, başında keçe şapka (petasos) ve üzerinde chiton üzerine giydiği himation elbise olan yaşlı adam. Sağda ise yalnızca chiton giyen genç adam.

Hür erkekler sakal ve bıyık bırakırken köle erkekler tamamen traşlıdır. Uzun yüzyıllar sonra Büyük İskender etkisiyle sinek kaydı traş gündelik hayatta tüm erkekler için daha popüler bir uygulama olacaktır. Büyük İskender’den sonra artık yaşlı erkekler hariç sinek kaydı traş olmuş ve daha kısa saçlı erkekler normal olacaktır.

ANTİK YUNAN TOPLUMUNDA AİLE HAYATI

Yunanlar aile evine oikos derler -oikos nomos yani ev idaresi (günümüzde ekonomi) genellikle son sözün erkekte olduğu ancak kadının yönettiği bir alandır. Antik Yunan’da yalnız yaşayan insanların sayısı çok az olmakla birlikte yaygın yaşantı ya günümüzdeki gibi anne baba ve çocuklardan oluşan aile yahutta onlara büyüklerin de eklendiği daha geniş aileler şeklindeydi. Antik Yunan’da bulunan bir ev ile Roma’da bulunan bir ev arasında çok fark vardır. Bu farkların en başında da yönetim biçimi gelir. Roma’da evin erkeğinin sözü neredeyse kanun sayılırken Antik Yunan’da evin yönetimi konusunda kadın daha önemli görülür hatta çocukların babaya itaat etmeleri kanunen bir zorunluluk bile değildir. Kendisini önemsemeyen bir evlada karşı bir babanın elindeki tek koz yasalarla kendisine verilen evladı mirastan mahrum bırakma hakkıdır. Antik Yunan döneminde ortalama evler genellikle 2+1 şeklindedir. Bazı evlerin bahçelerinde su kuyusu bulunurken bazı evlerin sakinleri de su ihtiyaçlarını ortak çeşmelerden karşılıyordu. Yemek yerken günümüzdekine benzer sandalyeler kullanıldığı gibi yemek masasında uzanılabilir kanepe de vardı ve uzanarak yemek sıkça tercih edilirdi.

Antik Yunan Thales dönemi. Sandalye ve divan çizimi.

Antik Yunan toplumunda evcil hayvan çok yaygındır hemen her evin evcil hayvanı olmakla birlikte köpekler, kedilere nazaran daha fazla tercih edilir. Aslında en yaygın olan evcil hayvan kazdır. Turna, bıldırcın, kuş çeşitleri de yaygın sahiplenilmekteydi. Horoz dövüşü için özellikle beslenen horozları da yaygın kullanıma alabiliriz. MÖ 450 yılına kadar Atina vatandaşı olabilmek için babanızın vatandaş olması yeterliyken bu tarihten sonra Perikles’in yeni reformuyla annelerinin de vatandaş olmaları gerekmişti. Tüm Atina’da 18 yaşını doldurmuş yani vatandaşlığa hak kazanmış erkeklerin toplam oranı %10’u geçmez. Bebek ölümleri oranının %20 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Kadınların ortalama yaşam süresinin erkeklerden ortalama 7 yıl daha kısa olduğu görülmektedir. Bu durumun nedenleri tahmine dayalı olarak kadınların sık doğum yapması ve ev idaresinden sorumlu oldukları için stres altında yaşamaları olabilir. Erkekleri stres altına alabilecek tek faktör savaş olarak görünüyor bunun dışında kadınlardan daha kaygısız yaşamaları için bir çok sebep vardı. Solon yazdığı bir metinde Yunanlar için beklenen ortalama ömür süresinin 70 yıl olduğunu söyler. Gerçekten de çok daha fazla yaşayanlar hatta 105 yaşına kadar yaşayanlar olsa da ortalama bir Atinalı’nın 70 yaşını görme ihtimali %20 civarı görünüyor. Atinalılar, çalışmayı seven insanlar değildir daha çok eğlence ve sohbet şehrin geneline hakimdir.

BU KONUNUN DERS VİDEOSUNU AŞAĞIDAN İZLEYEBİLİRSİNİZ.

Paylaş