1. Anasayfa
  2. Felsefe

Mantıki Düşünce Aşamaları (Tasvir-Tahkik-Tetkik)

Tasvir-Tahkik-Tetkik aşamaları felsefe yaparken bizi apodiktik bilgiye yaklaştıran ve safsatadan uzaklaştıran sistemli aşamalardır. Akıl yürütürken bu adımları sırasıyla izleyerek önermelerin niteliklerini anlarız ve onları ayırırız.

Mantıki Düşünce Aşamaları (Tasvir-Tahkik-Tetkik)

Tasvir-Tahkik-Tetkik aşamaları felsefe yaparken bizi apodiktik bilgiye yaklaştıran ve safsatadan uzaklaştıran sistemli aşamalardır. Akıl yürütürken bu adımları sırasıyla izleyerek önermelerin niteliklerini anlarız ve onları ayırırız.

Kişilerin mantıksızlıkları incelendiğinde bu aşamaları yerine getirmedikleri görülür. Örneğin sofistler yalnız tetkik yaparak, mitoloji yalnız tasvir yaparak yanılır. Biz ise sistematik felsefe yaparak önermeleri Apodiktik-Diyalektik-Retorik-Safsata-Şiir sınıflarından ait oldukları yere koyarak akıldan uzaklaşmayız. Bu aşamaların işlevi de budur.

TASVİR (TASAVVUR)
Betimleme, akılda canlandırma anlamlarına gelir. Bu aşamada önermeyi anlarız. Misal; “Bütün balıklar denizde yaşar. Çupra bir balıktır. O halde çupra da denizde yaşar.” önermelerinin tasvirini yapmak için balık dediğimiz şeyi, denizi, ‘yaşamak’ kavramını ve çuprayı bilmemiz gerekir. Eğer bunları bilmiyorsak, tasviri yapamayız. Olmayan şey bilinemez ve tasviri de yapılamaz. Misal, dört köşeli üçgen tasvir edilemez çünkü yoktur. Önermenin tasvirini yapamıyorsak diğer adımlara geçmemiz mantıkî olmayacaktır.

TAHKİK
Tahkik aşamasında, tasvir ettiğimiz doğruluğu belirsiz önermelerin doğruluğunu onları parçalayarak teker teker değerlendiririz. Misal, az önceki “Bütün balıklar denizde yaşar. Çupra bir balıktır. O halde çupra da denizde yaşar.” örneğinde “Balıkların tamamının yaşadığı yer deniz midir?”, “Çupra da bir balık mıdır?” ve “Önceki iki kabulün sonucu çupranın denizde yaşaması mıdır?” sorularını bu aşamada sorar ve cevaplarını bu aşamada veririz. Eğer bu parçalardan herhangi biri yanlışlanabiliyorsa, önerme apodiktik olamaz. Önermelerin kalanı diyalektik, biri bile retorik olursa önerme diyalektik olamaz. Önermelerin kalanı retorik, biri bile safsata olursa önerme retorik olamaz.

TETKİK
Bu iki aşamanın devamında tetkik gelir. Tahkik aşamasında elde edilen çıktıyı refleksiyon yaparak irdeleriz, kendi içimize dönerek düşünceyi tekrar tekrar düşünürüz. “Tahkikimizin sonucu neden doğru olamasın?” vb. yanlışlamaya yönelik sorular tetkikte sorulur. Düşüncemizin kusurlarını ararız. Böylece hatalı bir akıl yürütme yaptıysak bunu anlamış oluruz.


TASVİR TAHKİK VE TETKİK ÜZERİNE ÖRNEKLER
Bu örneklerde Tasvir-Tahkik-Tetkik aşamalarını izleyerek halihazırda parçalanmış bu önermelerin Apodiktik-Diyalektik-Retorik-Safsata ya da şiir mi olduklarını seçeceğiz.

1. Örnek

1. Günümüzde canlı madde karbon, oksijen, hidrojen, ve yer yer de azottan oluşur.
2. Tavşan maddeden oluşan bir canlıdır.
3. Tavşan havuç yer.
4. Bitki nişastası glikoz’a dönüşür ve glikoz da havuç yiyen tavşanın karaciğerinde ve kaslarında glikojen biçiminde depolanır.

Tasvir: Temel kimya ve biyoloji bilgisini, tavşan canlısını glusitler kimyasının kısaca temelini biliyorsak aklımızda canlandırarak tasvir yaparız.

Tahkik: Teker teker incelediğimizde görürüz ki öncüller kesindir. Tahkik ederiz ve yanlış bulamayız. Bütün bilgiler doğrudur. Örnek apodiktiktir.


Tetkik: Tetkikle yanlışlamaya çalışırız. Tahkikin sonucu üzerine tekrar düşünerek refleksiyon yaparız. Yanlışlayamayız.


2. Örnek
1. Arisoteles, Büyük İskender’in hocasıydı.
2. Büyük İskender Makedon Kralıydı.
3. Büyük İskender bir çok ülkeye askeri seferleri düzenlemiştir.
4. Aristoteles Büyük İskender’e gençlik çağlarında hocalık yapmıştır.

5. Aristoteles M.Ö. 335’te Büyük iskender’in tahta geçmesiyle Atina’ya dönerek Lise’yi kurdu.
6. M.Ö. 323’te Büyük İskender’in öldüğü tarihe kadar Atina ve çevresinden ayrılmadı.
7. Büyük İskender’in ölümüyle birlikte Yunanlılarda oluşan siyasi iklimden dolayı Atina’dan ayrılmak zorunda kaldı.
8. Büyük İskender krallığı döneminde yani hayattayken Aristoteles ile birkaç mektubu dışında görüşmemiştir. 

9. Hatta Aristoteles’e Atina’da felsefesini açtığı ve bu bilgileri gizli tutmadığı ya da yalnızca kendisine öğretmediği için sitem ettiği ve yolumuz burada ayrılıyor dediği bilinir.

Tasvir: Aristoteles’i, Büyük İskender’i, Makedonya’yı, Makedon Kralını, askeri seferi, hocalığı, dönem coğrafyasının şartlarını ve parçaların içerdiği vb. şeyleri aklımızda canlandırarak tasvir yaparız.

Tahkik: Parçaları sırasıyla inceleriz ve görürüz ki bu bilgilerin hiçbirisinin aksine delil gösterilemiyor ve tarihsel olarak doğru bilgiler. Fakat bunlar her ne kadar tarihsel olarak doğru bilgiler olsalar da tarihsel ve zamana bağlı oldukları için apodiktik sayamayız. Tarihsel bilgiler, apodiktik sayılamazlar çünkü onlara doğrudan şahitlik edemeyiz. Bütün kaynaklarımız ne kadar doğru gözükseler de yanılıyor ya da yalan söylüyor olabilirler. Apodiktik bilgiler ise kesin olmak zorundalardır. Yine de bunların apodiktik olmamaları yanlış oldukları anlamına gelmez. Tamamı diyalektik bilgilerdir.

Tetkik: Elde ettiğimiz bu düşünceyi tekrar tekrar içimize dönerek düşünürüz ve hatalarımızı açığa çıkarırız. Örneğin “Neden diyalektik olmasın?” diye sorarak akıl yürütmemizin kusrunu ararız. ”Elde ettiğim çıktıyı olumsuzlayacak bir şey var mı?”, “Neden Aristoteles, Büyük İskender’in hocası olmasın?”, “Aristoteles’in, Büyük İskender ölmeden önce Atina’nın çevresinden ayrıldığını gösteren bir bulgu var mı?“, “Aristoteles başka bir sebepten Atina’dan ayrılmış olamaz mı?” gibi sorular sorarız. Yanlışlayamayız.

3. Örnek
1. Anaksimandros, Gnomon’u (güneş saati kadranı)’nı keşfetmiştir.
2. Anaksimandros burçlar kuşağını keşfetmiştir.
3. İlk dünya haritası Anaksimandros tarafından çizilmiştir.
4. Anaksimandros denizden karaya çıkış teorisi ile evrimden bahseden ilk filozoftur.

Tasvir: İlk örnekte olduğu gibi Anaksimandrosu, Gnomon’u, keşif kavramını, burçlar kuşağını ve parçaların içerdiği vb. şeyleri aklımızda canlandırarak tasvir yaparız.

Tahkik:  Parçaları sırasıyla teker teker inceleriz ve görürüz ki bilgilerin hiçbirisinin aksine delil gösterilemiyor ve tarihsel olarak doğru bilgiler. Fakat bunlar her ne kadar tarihsel olarak doğru bilgiler olsalar da tarihsel ve zamana bağlı oldukları için apodiktik sayamayız. Tarihsel bilgiler, apodiktik sayılamazlar çünkü onlara doğrudan şahitlik edemeyiz. Bütün kaynaklarımız ne kadar doğru gözükseler de yanılıyor ya da yalan söylüyor olabilirler. Apodiktik bilgiler ise kesin olmak zorundalardır. Yine de bunların apodiktik olmamaları yanlış oldukları anlamına gelmez. Tamamı diyalektik bilgilerdir.

Tetkik: Elde ettiğimiz bu düşünceyi tekrar tekrar içimize dönerek düşünürüz ve hatalarımızı açığa çıkarırız. Örneğin “Neden diyalektik olmasın?” diye sorarak akıl yürütmemizin kusrunu ararız.”Elde ettiğim çıktıyı olumsuzlayacak bir şey var mı?”, “Neden Anaksimandros, Gnomon’u keşfetmesin?”, “Neden Anaksimandros, ilk dünya haritasını çizmiş olmasın? Daha önce çizilmiş bir dünya haritası var mı?” gibi sorular sorarız. Yanlışlayamayız.

4. Örnek
1. Doggerland M.Ö. 10.000 yılında Kuzey denizinde bir bölgeydi.
2. Avcı-toplayıcı olan Doggerland’liler aynı zamanda marangozculuk ve ahşapcılık ile de ilgileniyorlardı.
3. Buzul çağından sonra gezegenin ısınmasıyla Atlantik okyanusuna dev bir buzul düşmesi sonucu deniz sıcaklıkları 1 derece düştü.
4. Bu nedenle körfez akıntıları değişti ve bir nesil içerisinde hava sıcaklığının 1.5 derece artmasına neden oldu.
5. Eriyen buzlar okyanusları doldururken büyüyen su yarım metre kadar yükseldi ve Doggerland gibi alçak bölgeleri tehtid etti.
6. Doggerland bu nedenle adaya dönüştü. Yetersiz kaynaklardan dolayı insanların büyük çoğunluğu tekneler ve kanolar yaparak çevre bölgelere göç ettiler.
7. Norveç kıta sahanlığının denize kayması nedeniyle 6-10 metre arasında oluşan dev dalgalar geriye kalan doggerland’i süpürdü.

Tasvir: Doggerland’ı, Kuzey denizini, Avcı-Toplayıcı yaşamı, Doggerland’lileri ve parçaların içerdiği vb. şeyleri aklımızda canlandırarak tasvir yaparız.

Tahkik: Teker teker sırasıyla inceleriz ve görürüz ki bilgilerin hiçbirisinin aksine delil gösterilemiyor ve tarihsel olarak doğru bilgiler. Fakat bunlar her ne kadar tarihsel olarak doğru bilgiler olsalar da tarihsel ve zamana bağlı oldukları için apodiktik sayamayız. Tarihsel bilgiler, apodiktik sayılamazlar çünkü onlara doğrudan şahitlik edemeyiz. Bütün kaynaklarımız ne kadar doğru gözükseler de yanılıyor olabilirler. Apodiktik bilgiler ise kesin olmak zorundalardır. Yine de bunların apodiktik olmamaları yanlış oldukları anlamına gelmez. Tamamı diyalektik bilgilerdir.

Tetkik:  Elde ettiğimiz bu düşünceyi tekrar tekrar içimize dönerek düşünürüz ve hatalarımızı açığa çıkarırız. Örneğin “Neden diyalektik olmasın?” diye sorarak akıl yürütmemizin kusrunu ararız. ”Elde ettiğim çıktıyı olumsuzlayacak bir şey var mı?”, “Deniz sıcaklıklarının 1 dereceye düşmesinin sebebi başka olamaz mı?”, “Körfez akıntıları başka sebeplerle değişmiş olamaz mı?” gibi sorular sorarız. Yanlışlayamayız.

5. Örnek
1. Dünya ve evren tesadüf olamayacak kadar kusursuz bir intizam ile yaratılmıştır.
2. Bu kusursuz düzen, şüphesiz tesadüf eseri oluşmuş olamaz.
3. Öyleyse evrenin bir yaratıcısı vardır.

Tasvir: Dünyayı, evreni, sanat eseri ve sanatçıyı, yaratıcıyı ve yaratma kavramını aklımızda canlandırarak tasvir yaparız.

Tahkik: Parçalara böler ve teker teker inceleriz. Dünya ve evrenin kusursuz intizamının, tesadüf olamayacağı fikri bir önkabul ve retoriktir. Evrenin yaratılmış olması da önkabül ve retoriktir. Evrenin yaratıcı olmadan oluşamayacağı fikri bir algıdır ve bir temeli yoktur, retoriktir. Örnek retoriktir.

Tetkik:  Örneğin retorik olmamasını gerektirecek şeyler arayarak düşüncemizi yanlışlamaya çalışırız. Yanlışlayamayız.

6. Örnek
1. Dünya ve evren noksan bir kaos içindedir.
2. Çünkü her saniye yıldızlar ve canlılar ölmekte, türlü kötülükler yapılmakta ve bir vahşet ortamı yaşanmaktadır.
2. Eğer bir yaratıcı olsaydı, bütün bu kötülüğe ve kaosa izin vermezdi.
3. Zaten her geçen gün elde ettiğimiz evrim gibi bilimsel gelişmelerle yaratıcının olmadığına dair bulgularımız artıyor.
3. Öyleyse evren tesadüf eseri oluşmuştur ve herhangi bir yaratıcı da olamaz.

Tasvir: Dünyayı, evreni, kaosu, kötülüğü ve vahşeti, yaratıcıyı ve yaratma kavramını aklımızda canlandırarak tasvir yaparız.

Tahkik: Parçalara böler ve teker teker inceleriz. Dünya ve evrenin kaos içinde olduğu fikri bir önkabul ve retoriktir. “Yaratıcı olsaydı, bu kötülüklere izin vermezdi” düşüncesi antropomorfik, önkabül ve retoriktir. Evrim vb. geçerli bulgular yaratıcının olmadığını göstermiyor. Bu bilgilerin yeni olması onları geçerli kılmıyor.  Evrenin tesadüf eseri olmuş olması gerektiği ve yaratıcının olamayacağı fikri bir algıdır ve bir temeli yoktur, asla olamayacağı fikri de safsatadır. Örnek safsatadır.

Tetkik: Tahkikin sonucu üzerine tekrar düşünerek refleksiyon yaparız. Örneğin retorik olmamasını gerektirecek şeyler arayarak düşüncemizi yanlışlamaya çalışırız. Yanlışlayamayız.

7. Örnek
1. Yakında milli piyangoyu tutturacağım.
2. Yıllardır her hafta milli piyango oynuyorum daha tutturamadım.
3. O halde kazanma ihtimalim arttı. Yakında kazanacağım. (Sıra bana geliyor)

Tasvir: Milli piyangoyu, şans oyunu mantığını ve bu kişiyi aklımızda canlandırarak tasvir yaparız.

Tahkik: Kişinin yıllardır kazanmamış olması sonraki oynayışında kazanma ihtimalinin arttığı anlamına gelmez. Örnek, kumarbaz safsatasıdır.

Tetkik: Tahkikin sonucunu yanlışlamaya çalışarak üzerine tekrar düşünerek refleksiyon yaparız. Yanlışlayamayız.

  • 17
    be_endim
    Beğendim
  • 0
    be_enmedim
    Beğenmedim
  • 6
    alk_lad_m
    Alkışladım
  • 5
    sevdim
    Sevdim
  • 0
    e_lendim
    Eğlendim
  • 0
    _rendim
    İğrendim
Paylaş